Merhaba seyahat severler! İsviçre’nin o “saat gibi işleyen” düzeni ve Almanya’nın (Freiburg) disiplinli huzurundan sonra, rotamızı biraz daha romantik, biraz daha renkli bir diyara çevirdik: Fransa’nın Alsace bölgesi.

Zürih’ten yola çıkıp, önce sanayi ve sanatın buluştuğu Mulhouse’a, oradan da sanki Miyazaki filmlerinden fırlamış gibi duran Colmar’a uzanan bir yolculuğa çıktık. Yine Yeşil Pasaport konforuyla, yine elimizde valizler, ama bu sefer fonda akordeon sesleri var.

İşte adım adım Zürih’ten Colmar’a uzanan o rüya gibi Alsace gezi rehberi rotası!,

Yolculuk Başlıyor: Zürih -> Mulhouse -> Colmar

Zürih’ten Alsace bölgesine geçmek için çoğu gezgin hızlı trenleri tercih etse de, biz daha manzaralı bir yolu seçtik: Otobüs yolculuğu. Zürih’ten bindiğimiz otobüsle, sınırın ötesine, Fransa’nın endüstriyel zarafetiyle bilinen şehri Mulhouse’a (Mülhaz) doğru yola çıktık.

Yol Üstü Bir Keşif Molası: Mulhouse

Otobüsümüz Colmar yolunda ilerlerken, Fransa’nın bu köklü şehrinde kısa bir mola verdik. Mulhouse, bizim için bir aktarma zorunluluğu değil, yol üstünde denk gelen ve “gelmişken burayı da bir soluyalım” dediğimiz hızlı bir keşif durağı oldu.

  • Place de la Réunion: Şehrin bu ana meydanında attığımız kısa turda, kiremit kırmızısı tarihi binalar ve gotik mimarisiyle yükselen katedral bizi karşıladı. Alsace’ın o renkli evlerine geçmeden hemen önce, Fransa’nın o karakteristik şehir dokusunu hissetmek için harika bir ön izleme oldu. Fotoğraflarda göreceğiniz o geniş meydan ve tarihi binalar, kısıtlı vaktimize rağmen Mulhouse’un ruhunu bize sevdirmeyi başardı.

Kısa molanın ardından aynı otobüsle yolumuza devam ettik. Yaklaşık yarım saat sonra kendimizi o meşhur masalın, yani Colmar’ın içinde bulduk.

Colmar’da Gezilecek Yerler: Bir Kartpostalın İçinde Yürümek

Colmar garından inip merkeze yürüdüğünüzde, gerçek dünyadan kopuyorsunuz. Yarı ahşap evler, rengarenk cepheler ve kanallar… İşte bizim objektifimizden Colmar’ın yıldızları:

1. La Petite Venise (Küçük Venedik)

Colmar denince akla gelen ilk kare burası. Lauch Nehri boyunca sıralanan, sarı, pembe, maviye boyanmış o evler…. Kanalların üzerindeki köprülerde durup, suyun yansımasını izlemek mecburi istikamet. Burası o kadar estetik ki, insan “acaba burası gerçek mi yoksa bir film seti mi?” diye sorguluyor.

2. Maison Pfister (Pfister Evi)

Şehrin en havalı binası! 1537 yılında inşa edilmiş bu ev, ahşap balkonları ve üzerindeki freskleriyle hemen dikkatinizi çekecek. “Howl’un Yürüyen Şatosu” anime filmine ilham verdiği söylenen o masalsı yapı tam olarak burası. Önünde durup detayları incelemek bile başlı başına bir keyif.

3. Saint Martin Kilisesi (Collégiale Saint-Martin)

Gotik mimarinin o heybetli duruşunu seviyorsanız, bu katedral sizi büyüleyecek. Renkli kiremitli çatısı ve devasa boyutlarıyla şehrin her yerinden görülebiliyor. Fotoğraflarda arkamızda yükselen o ihtişamlı yapı, Colmar’ın manevi kalbi.

4. Au Vieux Pignon

Burası aslında bir hediyelik eşya dükkanı ama dış cephesi o kadar süslü ki, önünde fotoğraf çektirmeden geçmek imkansız. Vitrinleri oyuncaklar, Alsace leylekleri ve süslemelerle dolu.

5. Maison des Têtes (Kafalar Evi) & Brasserie des Tanneurs

Cephesinde 106 adet kafa heykeli bulunan Maison des Têtes’i gördükten sonra, şehrin bir diğer ikonik binası olan Brasserie des Tanneurs’ün önünde de bir kare yakaladık. Dış cephesindeki kalpler ve süslemelerle burası “Colmar aşkı”nın vücut bulmuş hali.

Colmar Yeme İçme Rehberi: Tarte Flambée ve Kurabiye Kokuları

Fotoğraflarda yediğimiz yemekler yok ama merak etmeyin, sizin için nokta atışı önerilerim var. (Fotoğrafını çektiğim o kurabiyeciyi de es geçmedim!)

1. Tarte Flambée (Flammkuchen) Deneyimi Alsace bölgesine gelip de bunu yemeden dönmek yasak! İncecik açılmış hamur üzerine krema, soğan ve pastırma parçaları… Pizza gibi ama çok daha hafifi.

  • Nerede Yenir? Brasserie des Tanneurs bu işi çok iyi yapıyor. Hem atmosferi tarihi hem de yemekleri geleneksel. Alternatif olarak La Soï de çok popülerdir (rezervasyon şart!).

2. Maison Alsacienne de Biscuiterie (O Kurabiyeci!) Fotoğrafta vitrinine hayranlıkla baktığım yer tam olarak burası. İçeri girdiğinizde burnunuza gelen o tereyağı ve badem kokusu… Buradan mutlaka Macaron de Riquewihr (hindistan cevizli yumuşak makaronlar) ve Kugelhopf (bölgeye özgü o şekilli kek) almalısınız. Sadece tatmakla kalmayın, şık kutularından alıp sevdiklerinize de götürün.

3. Alsace Şarapları (Riesling & Gewürztraminer) Bölge, beyaz şaraplarıyla ünlü. Yemeklerin yanında, o meşhur, uzun ve ince bardaklarda servis edilen bir kadeh Riesling, yorgunluğunuzu anında alacaktır.


Özetle: Colmar’a Gitmeli mi?

Zürih ve Basel seyahatiniz varsa, araya bir Fransa kaçamağı sıkıştırmak harika bir fikir.

Colmar; tarihi dokusu, damağınızda iz bırakacak lezzetleri ve her köşesi fotoğraf karesi olan sokaklarıyla bizi kendine hayran bıraktı. İsviçre’nin pahalılığından sonra Fransa’nın (nispeten) daha uygun fiyatlı menüleri de yüzümüzü güldürdü.

Sıradaki rotada görüşmek üzere!

Kategori: