Bir resme bakarken aniden midenize giren o nedensiz kramptan haberdar mısınız? Hani her şey ilk bakışta normal görünür; mutlu bir aile, sıradan bir manzara, bir çocuğun karalamaları… Ama beyninizin arka planında çalışan o ilkel alarm sistemi, “Burada yanlış bir şeyler var,” diye fısıldar.

İnternetin ve modern Japon gerilim edebiyatının en gizemli figürlerinden biri olan Uketsu, bu ‘tekinsizlik’ (uncanny) hissini sanatının ana damarı haline getiriyor. Beyaz bir maske ve siyah bir tulumla YouTube’da karşımıza çıkan bu tuhaf yazarın Tuhaf Ev’den (Hen na Ie) sonra dilimize çevrilen Tuhaf Resimler (Hen na E) adlı kitabı, geçtiğimiz günlerde elime geçti. Ve dürüst olmak gerekirse, sayfalar arasında gezinirken Antonioni’nin o meşhur Cinayeti Gördüm (Blow-Up) filmindeki fotoğrafçının hissettiği o paranoyak saplantıyı iliklerime kadar hissettim.

Sizlerle mkavlakci.com‘da daha önce de alt metinleri okumanın ve görsel algının sınırları üzerine epeyce konuşmuştuk. Gelin, Uketsu’nun çizgilerin arasına sakladığı bu karanlık sanrıya analitik ve biraz da kişisel bir mercekten bakalım.

Parçalanmış Bir Yapbozun Görsel Anatomisi

Uketsu, Tuhaf Resimler‘i klasik bir anlatıdan ziyade interaktif bir dedektiflik dosyası olarak kurguluyor. Yazar; görünürde birbiriyle hiçbir bağlantısı olmayan, sıradan hatta amatörce çizilmiş resimleri ve blog yazılarını hikayenin odağına yerleştiriyor. Hamile bir kadının günlüğündeki taslaklar, kayıp bir çocuğun bıraktığı karalamalar, bir sanat öğretmeninin çizimleri…

Uketsu’nun dehası, tam olarak bu “sıradanlıkta” yatıyor. Kitabı okumuyor, adeta inceliyorsunuz. Yazar, modern çağın internet mitlerine (creepypasta) ve Alternatif Gerçeklik Oyunlarına (ARG) o kadar aşina ki, bu dijital anlatı formunu alıp geleneksel matbaanın içine kusursuzca yerleştirmiş. Uketsu; çizimlerdeki o ufak asimetrileri, mantık hatalarını veya bağlamından koparılmış detayları, zihninizde birleştirmeniz gereken noktalar olarak önünüze seriyor.

İnteraktif Bir Dehşet Deneyimi

Beni bu kitapta en çok etkileyen şey, yazarın okurla kurduğu o tekinsiz diyalog oldu. Çoğu gerilim romanında yazar sizi bir trene bindirir ve dehşet tünelinde gezdirir; siz sadece izlersiniz. Ancak Tuhaf Resimler, okuru edilgen bir izleyici olmaktan çıkarıp, suça ortak edilen bir röntgenciye dönüştürüyor.

Kitabı gece geç saatlerde okurken, kendimi o basit çizimlere burnumu dayamış, çizgilerin açısını, karakterlerin nereye baktığını saplantılı bir merakla incelerken buldum. Çünkü Uketsu, en korkunç şeyin bize açıkça gösterilen canavarlar değil, “gözümüzün önünde durduğu halde göremediğimiz” o sinsi detaylar olduğunu çok iyi biliyor. Hikayenin parçaları birleşmeye başladığında, baştaki o saf merak yerini ağır bir huzursuzluğa bırakıyor. Sanırım Japon korku ekolünün (J-Horror) o yavaş yavaş deriye işleyen, sessiz ama sarsıcı atmosferini en saf haliyle bu sayfalarda soluyoruz.

Sonuç Yerine: Gördüklerinize Ne Kadar Güveniyorsunuz?

Tuhaf Resimler, sadece bir korku veya gizem romanı değil; aynı zamanda algımızın ne kadar kolay manipüle edilebileceğine dair şahane bir vaka çalışması. İnsan zihninin boşlukları kendi paranoyalarıyla doldurma eğilimini, kusursuz bir ritimle kullanıyor.

Eğer siz de her şeyin cevabının ilk sayfada verilmediği, alt metinleri okumayı ve parçaları birleştirmeyi seven o meraklı okurlardansanız, Uketsu’nun bu tuhaf labirentinde kaybolmaktan büyük keyif (ve biraz da dehşet) alacaksınız. Ancak küçük bir tavsiye: Kitabı bitirdikten sonra evinizdeki tablolara veya eski fotoğraflara bir süre yakından bakmak istemeyebilirsiniz.

Kategori: