İşin ne olursa olsun işini iyi yap!

 İşin ne olursa olsun işini iyi yap!
İşini iyi yap! Ne yaptığın değil, nasıl yaptığın önemli.

Benim babam diyaliz hastasıydı, Karşıyaka’da oturuyorlar. Bir gün ziyaretine gittim, baba dedim ne yapacaksın? Üzerinde takım elbise var. Oğlum dedi Türk Telekom ödemesi yapacağım. O dönemde Türk Telekom devlet kuruluşu, henüz daha satılmamış. Baba dedim bütün ödemeleri banka yapıyor zaten. Hasta, yaşlı halinle neden kuyruğa giriyorsun? Ben dedi; Türk Telekom’u hiç kimseye ödetmem! Babamın öyle bir prensibi var. Kuyruğa giriyor fatura ödüyor. Aradan bir sene geçti… Aradım, baba ne yapıyorsun dedim? Telekom ödemem var dedi. Baba dedim bankadan ayarlatayım otomatik ödensin. Oğlum dedi, Telekom’u ben kendim öderim. 😀 Sonra babayı kaybettik (Allah rahmet eylesin).

Bir gün anneme dedim, Anne ne yapacaksın? Oğlum dedi Telekom ödemem var. 😀 Anne dedim, ya neden gidiyorsunuz ben hallederim. Oğlum dedi, neden gidiyoruz biliyor musun? Gidiyor annem babam, üç tane vezne var orda üç tane devlet memuru. Fakat babamlar hep aynı vezneye sıraya giriyorlar. Bıyıklı, efendi bir devlet memuru annemi babamı görünce ayağa kalkıyor, ellerini öpüyor. Erdoğan amca, Gülten teyze hoş geldiniz diyor. Fatura ücretini alıyor, kendi için değil devlet için alıyor. Her seferinde para üstünü verirken diyor ki; Allah bereket versin. Benim anam babam o güler yüzü görüp, o Allah bereket versin sözünü duymak için yıllarca kuyruğa girdiler. Yan tarafta iki tane daha devlet memuru var. Aynı görev tanımı, aynı maaş. Bu maaşa bu iş mi yapılır, Allah belalarını versin diye söyleniyor. Abi bırak git o zaman ya da o çocuk gibi yap. İşini iyi yap! Çünkü elinde tek o mesleğin var ve ileri götüreceğin tek şey o.

Bütün gün maaşına küfret, bütün gün devletine küfret, bütün gün söylenerek bu maaşa bu iş mi yapılır mı de ama bırakıp da gitme. Ya da abi ordasın de ki; ben bu ülkeye ne katarım? Kısacık bir ömür…

Martin Luther King diyorki;

Sizden sokakları süpürmeniz istenirse öyle bir süpürün ki; Beethoven’ın beste yaptığı gibi, Shakespeare’ın şiir yazdığı gibi, Michelangelo’nun resim yaptığı gibi süpürün. Öyle bir süpürün ki; yürüyen konuşan herkes dursun, burada dünyanın en iyi çöpçüsü çalışıyormuş desin.

Martin Luther King

Gazi Ceran diye bir çöpçü, 20 yıl aynı mahalleyi süpürüyordu Küçükyalı’da. Fakat çocuğu kaybolanın çocuğuna yardım etti. Yaşlı teyzelerin torunlarını taşıdı. Bir gün Emekli oldu. Mahalleli, Küçükyalı mahallesine Gazi Ceran’ın heykelini dikti! Şu an çöpçünün orda heykeli var abi. Bütün mevzu bu gibi geliyor bana. Karanlığa küfretmektense bir mum yakın!

Bunlar da İlginizi Çekebilir

1 Yorum

  • Ders niteliğinde bir yazı olmuş. Keşke herkes o bıyıklı memur gibi hizmet verse. Annesi adaşım olduğu için ayrı bir duygu içinde okudum. Elinize sağlık.

Söz Sizde...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.