2016 yılının Ocak ayında bloğuma o heyecan dolu cümleyi düşmüştüm: “O Artık Golf Sahibi“. O günleri şimdi yüzümde büyük bir tebessümle anımsıyorum. Bir Fiesta ya da Auris hayali kurarken, bütçe hesapları içinde ter döküyordum. Tam o esnada bir arkadaşımın o unutulmaz cömertliği ve Mustafa abinin Vosmer’deki tanıdığı sayesinde hayat bana güzel bir sürpriz hazırladı. Sadece 3.000 TL’lik bir farkla kendimi bembeyaz bir Golf’ün direksiyonunda buldum. O zamanlar bu araba benim için bir tutkunun, inatçılığın ve gençlik hevesinin çelikten bir yansımasıydı.
Zamanın Kırılma Noktası
Herakleitos, o meşhur “Aynı nehirde iki kez yıkanılmaz” sözüyle aslında değişimin kaçınılmazlığını yüzümüze vurur. O beyaz Golf ile geçtiğim yollardan, şimdi tamamen başka bir adam olarak geçiyorum. Aradan tam 10 koca yıl aktı gitti. O tek tabanca, nöbet çıkışlarında bütçe hesabı yapan genç adam büyüdü. Bugün bu satırları evli ve 10 aylık dünyalar güzeli bir kız çocuğunun babası olarak yazıyorum.
Sıfır Kilometre Bir Başlangıç: Audi A3 S-Line Sedan

Hayatınızdaki bu devasa değişimler, elbette yollara bakış açınızı da baştan aşağıya yeniden şekillendiriyor. Eskiden otomobil benim için bir hız ve bağımsızlık sembolüyken; bugün arka koltuğunda canımdan bir parça taşıdığım, ailemi sarmalayan güvenli bir yuvayı temsil ediyor. İşte tam da bu olgunlaşma sürecinin bir sonucu olarak geçtiğimiz günlerde yepyeni bir yola çıktım. Gri renkli, sıfır kilometre bir Audi A3 S-Line Sedan satın aldım.
Yeni aracım, o eski Golf’ün bana aşıladığı sürüş keyfini ve dinamik ruhunu S-Line donanımıyla fazlasıyla koruyor. Ama bir yandan da bir aile babasının ihtiyaç duyduğu o sedan ağırbaşlılığını, genişliğini ve güvenliğini asfalta sağlam bir şekilde aktarıyor. İzmir’in o tanıdık yollarında direksiyonu tutarken, bir zamanlar 3 bin liralık fark için uykusuz kalan o genci hatırlıyorum. Bugün aileme bu modern konforu sunabilmenin haklı ve sessiz gururunu taşıyorum.
Dikiz Aynasındaki Manzara
Eskiden sadece ön cama, bir sonraki viraja ve gideceğim hedefe odaklanırdım. Şimdi ise Audi’min dikiz aynasından arka koltuğa bakıyorum. Orada, kendi koltuğunda mışıl mışıl uyuyan 10 aylık kızımı ve eşimi görüyorum. Anlıyorum ki asıl yolculuk o otoyollar üzerinde değil, insanın kendi içinde, büyüyen ailesiyle birlikte katettiği o eşsiz mesafede yatıyor.
Yeni arabamız, yeni hikayelerimize eşlik edecek. Şimdi yolları, kızımın neşeli kahkahalarıyla arşınlama vakti.